22 Mart 2013 Cuma

Çivi İle Telin Meşki Sergisi Üsküdar'da Yapıldı



Saadet Peçe'nin 2-10 Şubat 2013'te Üsküdar Fatih Mahkemesi Müzesinde gerçekleştirdiği sergi büyük ilgi gördü. Çok değerli Filografi sanatçıları ve Büyük üstat Saim Devrimez' inde yer aldığı açılış kokteyli basın ve sanatseverlerin büyük ilgisiyle gerçekleşti. 44 eserin yer aldığı serginin açılış kokteyli 2 şubat Cumartesi saat: 15:00' te Saim Devrilmez'in açılış konuşması ile yapıldı. Akşam saatlerine kadar süren kokteyl' de birçok sanatsever ve sanatçı bir araya geldi. Açılışta Saim Devrilmez' den plaket alan Saadet Peçe "Değerli hocam Saim Devrilmez ve Filografi Sanatının önemli hocalarının katılımları ile beni onurlandırdığı sergimde dostlarım arkadaşlarım ve sanatseverlerle bir arada olmaktan son derece memnunum" dedi.
Sergi açılışında görüştüğümüz 3. kişisel sergisini açan Filografi sanatçısı Saadet Peçe, Klasik Filografi çalışmalarının yanı sıra, farklı çalışmalar ile zenginleştirdiği sergisinde Minyatür, Naht ve Ebru sanatıyla birleştirdiği tablolarına da yer verdi.  Bu eserlerde Minyatür Sanatçısı Ferhat Akıl, Naht sanatçısı Emine Alacan ve Ebru Sanatçısı Hülya Demirel ile çalıştığını belirten Saadet Peçe' nin 10 Şubatta biteceği duyurulan sergisi, sanatseverlerin ilgisi ile 14 Şubata kadar devam etti.



7 Kasım 2012 Çarşamba

ÜSKÜDAR'DA BİR DUAYEN


Filografi Sanatının Türkiye’de ki Öncüsü Saim Devrilmez;

Türkiye’de değil tüm dünyada Filografi sanatı denilince akla ilk gelen isim Saim Devrilmez. Filografi sanatının öncüsü ve en büyük hocası.... Saim Devrilmez hoca ile ilk tanıştığınızda enerjisi ve kendine has espri anlayışı ile sizi kendi aurası altına alıyor... Her zaman hayatta bir duruşu ve tarzı olmuş bir insan, yorumları ve bakış açısı ile karşısında bulunan herkese yeni ufuklar açıyor. Yılların verdiği deneyim ve bilgiyle yaşamda bıraktığı izleri takip ediyoruz. Ve o zaman anlıyoruz neden tüm ülkede bu kadar sevildiğini....

1942 yılında Üsküdar Sultantepe’de dünyaya gelen Saim hoca 3 kardeşin en küçüğü.... Üsküdarlı ailenin tek erkek çocuğu olan Devrilmez İlkokulu Sultantepe’de orta okulu Haydarpaşa Lisesinde ve Liseyi ise Tophanede Maçka sanat okulunda tamamlamış. Askerliğini ise 30 ay olarak Mardin Kızıltepe’de yerine getirmiş. 1960 yılında askerden dönünce gönlünün aslında sanatta olduğunu keşfedip müzik alanında kendini geliştiriyor. Bir yandan da üniversitede elektrik bölümünden mezun oluyor.

Hayatı boyunca sanata özel bir ilgisi olan Devrilmez TEK’te çalıştığı dönemde bakır tellerden geometrik şekiller çıkarmaya başlıyor. Eline aldığı her malzemeye sanatsal bir boyut katan hoca filografiyi zaman içinde geliştirerek ve tanıtarak şu anda ki durumuna kadar emek ve sabırla getiriyor. Filografiyi ilk başlarda Ambarlı santralinde boş zaman aktivitesi olarak başlıyor. Bir hobi olarak başladığı objeler zaman içinde gelişerek bir sanat eseri haline geliyor.

Saim Devrilmez övgüden ve kibirli davranışlardan imtina ile kaçınan bir şahsiyet. Alçak gönüllü, ketum ve esprili bir insan, ısrarla kendi hakkında konuşmaktan uzak duruyor. Soruları espri ile boğup uzaklaştırmayı tercih edenlerden. Alçakgönüllülüğünden ileri gelen bir anlayışla her zaman Hoca olmak ve sanatı ortaya çıkarmak konularında temkinli, ben yaptım kelimesinden ve kibirden hoşlanmayan naif bir bakış açısına sahip. Kendi eserlerinden basit hobi eşyalarıymış gibi bahsediyor. Aşırı derecede abartı ve övücü sözlerden kaçınıyor.

Antalya Kemer beldesine özel bir bağlılığı var. Kemerden bahsederken gözlerinden ışıklar saçıyor. Zaten ilk Filografi sergisini de orada açmış. 30’un üzerinde sergisi olmuş ve 1000’in üzerinde eseri var. Kendini tamamen Filografinin gelişmesine, tanıtımına ve eğitimine adamış. İSMEK merkezlerinde filografi sanatı nı yüzlerce öğrenciye öğretmiş ve öğrencilerini her zaman destekleyen sahip çıkan bir kişiliğe sahip.

Çok canlı ve hareketli bir insan, kendisini takip edebilmeniz için ciddi enerjiye ihtiyaç duyabilirsiniz. Neredeyse müziğin her dalını severek dinliyor fakat Caz ve Türk Sanat Müziği’ne biraz daha tutkun, aynı ortamda uzun süre kalamıyor, Melankolik, rutin ve ağırkanlı insanlardan pek haz etmiyor, genç yaşta yaşlı ruha sahip olanlara ise tahammül edemiyor. Yaptığı her işte titiz, düzenli ve hassas ....

16 Nisan 2012 Pazartesi

FİLOGRAFİ SANATINDA KULLANILAN MALZEMELER


Son yıllarda Filografi sanatı ülkemizde tanınmaya ve ilgi çekmeye başladı. İlk önceleri Filografi sanatçıları ve filografi sanatı hakkında bir bilgiye dahi ulaşmak çok zorken şimdilerde Liselerde  el sanatları derslerinde dahi öğrencilere eğitimi verilmeye başladı.

 Yurtdışından gelen yabancılarında dikkatini çeken Filografi sanatı Türkiye için yurtdışı eğitim programı olmaya aday bir sanat dalı. Filografi sanatı tarzı, bakış açısı, uygulama çeşitliliği, diğer sanat dalları ile beraber kullanılabilirliği açısından hem çok yönlü hem de çok özgün bir sanat dalı. Filografi Sanatı’nın kendini topluma tanıtmasıyla beraber başlayan, birçok etkinliklerin yapılmasıyla devam eden sanat rüzgârı Filografi eğitimi alma taleplerini de arttı. İstanbul’ da ki İSMEK’ lerin birçoğunda ders olarak verilmeye devam edilen Filografi özellikle her yıl Feshane şenliklerinde en ilgi çeken sanatlar arasında. Bunun yanı sıra Filografi sanatının birçok isim yapmış hocası kendi kişisel atölyelerinde de öğrencilere Filografi dersi veriyor. Artan yoğun ilgi İstanbul’ da Filografi ile ilgili birçok etkinlik yapılmasına vesile olmaya devam ederken hala filografi hakkında yeterli bilgiye ve eğitime sahip olunmadığı konusunda bir dizi tartışmada devam ediyor. İstanbul, Ankara, İzmir, Konya’ nın yanı sıra artık birçok Filografi sanatçısı İstanbul dışında da sergiler açmaya başladı. Yerel Medya’nın ilgisinin artması ve basında Filografi sanatına geniş yer verilmesinin yanında sanata ilginin büyük şehirlerin dışında da çok yoğun olabileceği kanıtlanmış oldu. Her geçen gün, sanata ve sanatçıya olan saygının artması toplumsal değerlerimiz ve bakış açımızın farklılaşması çok önemli bir anlam olarak kabul edilmelidir. Filografi sanatı ile ilgili çok az bilgiye sahip olduğumuzu yukarıda daha önce dile getirmiştim. Genel hakkındaki bilgi eksikliğimizin yanı sıra, Filografi malzemeleri ve yapımı hakkında da yeterli bilgiye tam sahip olamayanlar için uzmanına sorduk;

Sunta: 8mm veya 12mm kalınlıkta olması gerekir marangozlar veya filografi sanatına özel malzeme üreten özel atölyelerden temin edilebilir.

Kumaş: Kadife, deri, pelüş veya ebru teknelerinde özel olarak hazırlanmış ipek kumaşlar suntayı kaplamak için kullanılan malzemeler arasında

Çivi: 8.20 başsız olan çiviler kullanılmalı ve mutlaka çakma teknikleri konusunda uzman bir hocadan ders alınmalı.

Kargaburun: Genellikle ufak boy kargaburun kullanılır.

Yan keski: Kolay kullanımı açısından mutlaka en küçük boyu kullanılmalıdır.

Tornavida: Tornavidanın küçük boylusu fakat geniş ağızlı olanı

Kullanılır.

Çuvaldız : :Orta boy çuvaldız iğne teli örerken kullanılır.

Bakır tel:  0.30mm veya 0.35mm’ lik bobinaj teli kullanılır. Bakır tel bazı özel firmalar sayesinde istenilen renklerde hazırlanabiliyor.

Yaldız boya: Altın ve gümüş yaldız en çok tercih edilenlerdir.

Fırça: çivileri veya alt zemini boyamak için kullanılır.

Tüm bu malzemelerin yanı sıra ek olarak zımba makinesi, toz alma fırçası (pano temizliği için)kullanılan yan malzemeler arasındadır.

14 Mart 2012 Çarşamba

Filografi Sanatçısı Saadet Peçe ile Ropörtaj

Filografi sanatçısı Saadet Peçe ile Üsküdar’da bulunan Filografi atölyesinde sıcacık bir ropörtaj yaptık. İlk Kişisel Filografi Sergisi, filografi sanatına nasıl başladığı, bir hobiden nasıl bir yaşam tarzına dönüştüğü konusunda uzun uzun konuştuk.

Filografi sanatına nasıl başladınız?

İstanbul dünyanın en güzel şehirlerinden biri olmasının yanı sıra günümüz şartları toplum genelindeki stres, iş dünyasındaki belirsizlik, insanların üzerinde büyük baskı oluşturmakta olduğu bilinen bir gerçek. Üzerimizde yoğun olarak hissettiğimiz bu baskı hayatımızın geneline mutsuzluk, huzursuzluk ve yorgunluk olarak çökmekte. Özellikle iş hayatının oluşturduğu rutin ve stresi atmanın yollarını aradığım bir dönemde Filografi sanatına adım attım. Her şeyin ötesinde sanatla uğraştığım her an bana huzur ve mutluluk olarak döndü.

 Filografi Üstadı Saim Devrilmez ile nasıl tanıştınız? Filografi sanatına başlamanızda kendisinin nasıl etkileri olmuştur?

Filografi sanatının en büyük ustalarından Saim Devrilmez hocamızı yıllardır tanır sanatını ilgiyle takip ederim. İlk derslerimi Saim Devrilmez Hocamın bizzat kendisinden alma şansına eriştim. İlk yaptığım eserleri kendim dahi beğenmememe rağmen. Saim Hocam her defasında yeteneğimin olduğunu, bu sanatı bir hobi olarak gördüğüm için eserlerime yeter derecede ruhumu katmadığımı benden beklentilerinin daha mükemmelleri olduğunu her daim bazen de sert bir tavırla dile getirmiştir.

Filografi sizin için ne zaman bir hobi’den daha fazlası oldu?

Saim Hoca’mın desteği sayesinde Filografi sanatı hobiden fazlası oldu benim için. Bana hep inandı, destekledi. Filografi kursuna dahi kendisi bizzat yazdırdı. Filografi Sanat eğitimimle ilgili olarak mutlaka bir diplomamın olması gerektiği atölye çalışmalarının yetersiz olacağına dair beni ikna etti. Filografi kursunun yanı sıra hocamla atölye çalışmalarımı asla bırakmadım. Hocamla çalışmalarımıza devam ederken bir gün artık büyük eserler çalışma zamanımın geldiğini söyledi. Şaka yapıyor zannettim ama yapmadığını anladığımda kendimi 60x90 bir eserin başında buldum.

Kişisel sergi yapma fikri nasıl ortaya çıktı?

Büyük ebatlı tablolara çok emek veriyorum hatta bazılarını bir an önce ortaya çıkarabilme heyecanı içinde sabahlara kadar çalışıyorum. Bir noktadan sonra Filografi hobi olmaktan çıktı ve tutkuya dönüştü. Önceleri çalışmalarımı sadece hocama gösteriyor, hiç kimseyle paylaşmıyor, evde saklıyordum. Bir gün Hocam Saim Devrilmez tamam artık sen bir sergi açmalısın dediğinde şok olmuştum. Hocamın verdiği motivasyon ve destekle ilk sergimi açmaya karar verdim.

İlk kişisel Filografi serginizi nerede açtınız ve nasıl yorumlar aldınız?

Sergiyi açmaya karar verdikten sonra Hocam Saim Devrilmez’ de sergime eserlerle katkıda bulunacağını belirtti.  Filografi sergimi nerede açmalıyım sorusu devamlı zihnimi meşgul ediyordu. Arkadaşlarım, ailem ve dostlarımla fikirlerimi paylaştığım bir dönemde kuzenim Mesut Yavuz ''Baba ocağında olsun'' dedi. Ben ne kadar doğma büyüme İstanbullu olsam da aslen Sakaryalıyım. Çevremde ki herkeste bu fikri destekleyince çıkış noktam olarak Sakarya Orhan Gazi Kültür Merkezi Sergi Salonlarını belirledik. Sakarya Büyükşehir Belediyesinin sergime verdiği katkıları da burada bir kez daha anmak ve kendilerine tekrar teşekkür etmek isterim. Sergiye olan ilgi beklentilerimin o kadar üzerindeydi ki ilk gün seminer katılımcılarıyla beraber ziyaretçi sayısı 600’ün üzerindeydi. Hocamı aradım şaşkın ve bir o kadarda mutluydum. Ertesi gün hocamda sergi alanına gelerek sevincimi benimle paylaştı. Bu vesileyle kendisine bana inandığı ve desteklediği için teşekkür etmek isterim.






29 Şubat 2012 Çarşamba

FİLOGRAFİ SANATI


Genel olarak sanatın tüm dalları, bireyin sosyal ilişkilerini ayarlamasının yanında, toplum içinde işbirliği ve yardımlaşmayı, doğruyu seçme ve ifade edebilmeyi, bir işe başlayıp bitirme sevincini tatmayı, üretken olmayı sağladığı için gereklidir. Sanat eğitimi; gözlem yapma, özgün buluş ve kişisel yaklaşımları destekler, pratik düşünceyi geliştirir. Olayları, olmadan da beyinde gerçekleştirebilme gücünü arttırır. Bireyin el becerisini geliştirir ve sentez yapmasına yardımcı olur. Kendi içinde branşlara ayrılan sanatın, en meşakkatlilerinden olan filografi sanatı ile son yıllarda tanışma fırsatı bulduk. Filografi zarif, kendine has, asil, sınırlarını koruyan, gösterişi ve şaşaası olmayan mütevazı insanın içine işleyen bir sanat dalı. Tanım olarak baktığımızda ilk önce karşımıza bu sanatın eski zamanlara ait bir uzak doğu sanatı olduğu iddiaları çıkıyor, karşı sav olarak uzak doğu kökenli olmadığını düşünen tamamen ülkemize ve bize ait olduğunu savunan otoritelerde mevcut. Filografi sanatı tanımında ahşap zemin üzerine çakılan çivilerden ve özel sarım tekniklerinden bahsedilmektedir. Bu sığ ve yavan tabir filografi sanatının verdiği duygu, düşünce ve izlenimleri anlatmakta yetersiz kalmakta, filografi sanatçısının yetenek ve yaratıcılığını estetik bakış açısı ile ürettiği eserlerinin duygusunu da maalesef kısıtlamaktadır. Resim sanatından bahsederken tuval fırça ve boya olarak açıklamak ne kadar duygusuzca ise filografiyi de ahşap çivi ve tel olarak tanımlamak bir o kadar acımasızcadır.
Her sanat dalında olduğu gibi filografi sanatçısı sanat eğitimini; kişisel estetik ve yargı becerilerini, sanatsal heyecanlarını doğru biçimlerde esere yönlendirebilen bilgisel, bilişsel, duyusal ve duygusal olarak tüm birikim ve deneyimlerini tuvalinde ortaya çıkarandır. Filografi sanatçısı tüm bu estetik ve duygusal becerileri sentezleyebilmenin yanı sıra gerçek bir sabır şaheseridir.
Filografi sanatının ülkemizde tanınmasını sağlayan ve 45 yılını bu sanata ve eğitimine vakfeden duayen filografi ustası Saim Devrilmez’ dir. Kendisi sanatçı yetiştirmeyle ilgilenmez; şahsına münhasır yetiştirdiği her öğrencisini, yaratıcılığa yöneltip, onun yaratıcı güç ve potansiyelini eğitmek, estetik düşünce ve bilincini örgütlemek için çalışır. Filografi hakkında yazılmış tek eserin sahibi olan Saim Devrilmez’e göre filografi sanatı, güzel sanatların tüm alanlarını ve biçimlerini içine alan, atölyede ve atölye dışında devam eden bir hayat felsefesi eğitimidir. Filografi eğitiminin amacı, yapılmış olanları yineleyen değil, yeni şeyler yapabilme yeterlilikleri olan öğrencileri yetiştirmektir. Filografi eğitimindeki birikimin ürünü olan çağdaş ve klasik eserler filografi öğrencisinin bir bütün olarak sanatı anlaması, öğrenmesi iletişim ve etkileşime girmesi ile yaratıcı etkinliklerde bulunmasını içermekte ve böylece sanat eğitimi alanı yeni ve çağdaş bir nitelik kazanmaktadır.
Genel eğitim kapsamında filografi, öncelikle ahşap zemin üzerine yağlı boya, ebru, deri, pösteki veya kumaş ile zemin hazırlama çakma, bağlama, sarma, örme, germe, çevirme, gölgeleme ve sabitleme tekniklerini kullanarak, esere estetik ve kişilik kazandıran bir sanat dalıdır. Filografi eğitimi sürecinde; teknik atölye çalışmalarının yanı sıra algılama, bilgilenme, düşünme, tasarlama, yorumlama, ifade etme ve eleştirme davranışları, estetik ilkeler doğrultusunda edinilmelidir.

Filografi Aşamaları

Filografi sanatının özyapısı incelendiğinde, üç temel aşamadan oluştuğu görülür ’’zemin hazırlama, çakma, sarma’’ bu aşamalar filografi eğitiminin temel aşamalarıdır. Son yıllarda Filografi sergileri ve workshoplarda, sanatçılar hem bilgi birikimlerini ve hem de deneyimlerini filografi sanatının kendi klasik duruşuna sahip çıkarak, kişisel girişimlerle sanatın diğer alanları ile birleştirilerek ve farklı yorumlar katarak özgün eserler üretmektedirler.
Filografi klasik öz değerlerinden kopmadan, diğer sanat dalları ile birleştirilerek sanatsal ve kültürel değerlerine özgün yaklaşımlar getirilmektedir. Bu açıdan bakıldığında unutulmaya yüz tutmuş sanat dalları ile birleştirilen filografinin sanatsal gereksinimlere olan katkısı bu noktada dikkate alınmalıdır. Örnek olarak; ebru, hat, naht gibi sanatlarla sentezlenen eserler, klasik Türk sanatları ile birlikte bir arada kullanılarak yaratıcı düşüncenin ve farklı sanatsal anlatım şekillerinin ortaya çıkması sağlanmaktadır.

Filografi sanatında kullanılmaya başlanan özgün deneyimler filografi sanatını estetik bir kişilikte geliştirmiş öznelliği ve nesnelliği ile sanatseverlerde  zihinsel, duyusal, duygusal, ruhsal etkiler bırakmayı başarmış ve otoriteler tarafından çok olumlu eleştiriler almaya başlamıştır.
Özetle filografi sanatı, yaratıcılığın ön planda tutulduğu, her eserin özgün gelişimi ve eğilimleri paralelinde kendi hikâyelerinin oluştuğu, Filografi sanatçısının yaratıcı düşünce güçlerini ortaya çıkaracak, onları kalıplara sokmayacak, özgürce kendilerini ifade edebilecekleri bir sanat dalıdır.